İlaç mı Gıda Takviyesi mi?

Günümüzde birçok insan, doktorun verdiği ilaçları kullanmakta tedirginlik yaşarken; vitaminler, bitkisel ürünler ve gıda takviyeleri söz konusu olduğunda çok daha rahat ve cesur olabiliyor. Peki neden ilaçlara karşı daha fazla korku, takviyelere karşı ise daha fazla güven duyuluyor?

Çalışma hayatımda çok sık başıma gelirdi. Hastalarıma bir ilaç başlamak istediğim zaman “Hocam ben ilaç kullanmaya karşıyım bana bitkisel bir ürün tavsiye eder misiniz?” diyenler olurdu. O günden beri zihnimi hep meşgul eder. Neden acaba insanlar hekimin verdiği ilacı kullanmada bu kadar tereddüt yaşarken, bitkisel bir ilacı rahatça tercih edebiliyor? İlaçlara karşı duyulan korku ve bitkisel ilaçlara karşı duyulan güvenin ardında yatan sebep ne acaba?

 

İlaç Kullanımına Karşı Direncin Sebepleri

 

İlaç Prospektüslerinde Risklerin Açıkça Yazılması

İlaçlar piyasaya çıkmadan önce çok detaylı araştırmalardan geçer. Tesir mekanizmaları, dozları ve yan etkileri dikkatle incelenir. Ayrıca piyasaya çıktıktan sonra da güvenlik takibi devam eder.1,2

Bu durum aslında hastalar için bir güvence olmalıdır. Ancak çoğu kişi prospektüste uzun bir yan etki listesi gördüğünde, ilacı kullanmaktan korkar. Oysa bu liste, risklerin gizlenmediğini ve şeffaf biçimde paylaşıldığını gösterir. Fakat riskin bilinirliği kişide anksiyeteye yol açarak bazen nosebo etkisine* bile sebep olabilir. Diğer bir deyişle, farkındalık riski olduğundan çok daha güçlü algılamaya sebep olur. Gıda takviyelerinde ise aynı seviyede detaylı bilgi çoğu zaman bulunmaz. Bu da yanlış bir şekilde “Yan etkisi yok!” algısına yol açabilir.3

İlaç Sektörüne Duyulan Güvensizlik

İnsanların ilaçlara karşı mesafeli olmasının önemli sebeplerinden biri de ilaç sektörüne duyulan güvensizliktir. Her sektör gibi ilaç şirketleri de gelir elde etmek için kurulmuştur. Otomotiv, teknoloji veya gıda sektörleri de ürün satarak kâr elde eder. Bir şirket, sunduğu ürün ne kadar talep görürse o kadar büyür ve kârını o kadar çok arttırır.

Bir teknoloji markası yeni bir telefon modelini piyasaya sunduğunda çoğu kişi bunu “ticari strateji” olarak kabul eder. Ürün önceki versiyondan çok farklı olmasa bile geniş bir kabul görür. Kimse şirketi insanların sırtından para kazanıyor diye suçlamaz. Gıda takviyeleri de büyük bir ticari alandır ve çoğu zaman daha düşük maliyetle, daha kolay gerçekleşen denetim ve ruhsatlandırma süreçleri ile piyasaya sunulurlar. Bu yüzden bazen kazanç yüzdeleri ilaçlardan daha yüksek olabilir. Buna rağmen toplumda ilaç sektörü “insan sağlığı üzerinden para kazanmakla” eleştirilirken, takviyeler aynı olumsuz ve eleştirel gözle değerlendirilmez.

Sağlık alanında hassasiyetin yüksek olması normaldir; çünkü burada söz konusu olan yalnızca memnuniyet değil, doğrudan insan sağlığıdır. Ayrıca toplumda ilaç fiyatları ve şirketlere yönelik itimadın düşük olduğu araştırmalarda da gösterilmiştir.6 Ancak maalesef bu bakış açısı bazen aşırıya kaçabilir. Her ilacı yalnızca “para kazanma vasıtası” olarak görmek, gerekli tedavilerin reddedilmesine yol açabilir. Oysa ilaçlar sıkı denetimlerden geçer ve sürekli olarak takip edilir. Hatta piyasaya çıktıktan sonra bile bu denetim devam eder ve gerektiğinde ilaç piyasadan da çekilir.1,2 Aslında bu durum üretici firma için çok büyük bir ekonomik kayıptır.

“Tabiî Olan Zararsızdır” Algısı

Gıda takviyelerinin çoğu “tabiî”, “bitkisel” veya “destekleyici” olarak tanıtılır. Bu ifadeler, insanlarda bu ürünlerin zararsız olduğu intibaını uyandırır. Tabiatta bulunan birçok madde güçlü tesirlere sahiptir ve birçoğu ilaç sektöründe de kullanılmaktadır. Sigaranın tütünden üretildiği, rakının anasondan, şarabın üzümden, hatta esrarın kenevir bitkisinden elde edildiği göz önünde bulundurulursa “Bitkisel ve tabiî olan faydalıdır.” fikrinin aslında gerçekçi bir altyapısının olmadığı ortadadır. İlaçların kimyevî maddelerden elde edildiğini, bu yüzden kullanmaktan uzak durduğunu söyleyenlere, birçok vitamin preparatının da sentetik yollardan laboratuvarlarda elde edildiğini hatırlatmak gerekir.

Reklam ve Algı Yönetimi

Gıda takviyeleri çoğu zaman medyada enerji veren, bağışıklığı güçlendiren, kalp hastalıklarından koruyan ve hayat kalitesini artıran ürünler olarak tanıtılır. Aslında bu tarz ibarelerin kullanımı yasaktır. Ancak firmalar her defasında aynı mânâyı çağrıştıracak slogan bulma konusunda oldukça kabiliyetlidir. Bu yüzden bu ürünler genellikle cazip bir dille sunulur ve insanların şuuraltında daha cazip ve daha emniyetli algılanmaları sağlanır. Sosyal medyada yorum yapan uzman veya fenomenler bilerek veya bilmeyerek bu ürünlerin reklamlarına aracılık ederler.

İlaçların ise reklamının yapılması yasaktır, üzerine gıda takviyelerinde olduğu gibi mucizevi tesirleri olduğu yazılamaz, ambalajları daha sade ve ciddi görünümdedir.3,4

Kendi Kendine Karar Verme Özgürlüğü

Takviyeler genellikle kişinin kendi kararıyla alınır. İhtiyaç hisseden kişi açısından, sağlığını korumak için tercih edilen bir üründür. Bu da kişiye kendi bedeni ve sağlığı üzerinde tasarruf yetkisine sahip olma hissi verir, kişi tercihinde kendini hür hisseder. Hele ürün çay formunda ise kendi elleri ile hazırladığı bu ürünün içerisinde ona zarar verecek bir madde olacağı aklının köşesinden bile geçmez. İlaç kullanımı ise çoğu zaman doktor tavsiyesi ile olur. Kişinin kendi isteği dışında alınan bir karar olduğu için, sanki ona baskıyla dayatılan bir mecburiyet gibi algılanır. Diğer yandan ilaç kullanmak “hasta olmayı kabul etmek” mânâsına gelir. Bazı kişiler hastalığını kabullenmekte zorlanırlar ve bu durum ile yüzleşmekten kaçınırlar. Psikoloji kaynaklı bu anlayış farklılığı, insanların düşüncelerine, kararlarına ve davranışlarına büyük ölçüde tesir eder.5 Aslında kişinin sağlığını korumak için yapabileceği birçok şey vardır. Dengeli ve sağlıklı beslenmek, spor yapmak, düzenli kontrollere giderek hastalık oluşmasını engelleyici tedbirleri almak. Bütün bunlar irade, enerji, emek, zaman demektir. Oysa gıda takviyesinin üzerindeki çarpıcı slogana inanmak insanı bütün bu sorumluluklardan kurtarır(!)

Hasta-Doktor Arasında Güven Eksikliği

Gıda takviyelerini satan kişiler bundan doğrudan kazanç elde ettikleri için karşı tarafı inandırma konusunda çok gayret sarf ederler. Çok inandırıcı argümanlar sunarak kişiyi ikna ederler. Oysa hekimler ilacı yazar ve bazen hangi ilacı yazdığını bile söylemeden hastayı gönderir. Doktorun karşısında kendisini anlatmaya yeterince fırsat bulamayan ve anlaşıldığını hissetmeyen hasta, hekimin kendisine koyduğu teşhise ve önerdiği tedaviye karşı bir güvensizlik yaşar.

 

Takviyeler Gerçekten Tesirli ve Emniyetli mi?

 

Toplumda yaygın bir inanış, reçetesiz satılan ürünlerin daha güvenli olduğudur. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)’nın tanımına göre gıda takviyeleri ilaç değildir ve ilaçlar gibi hastalıkları tedavi etmek maksadıyla kullanılmaz.3,4 Piyasaya çıkış prosedürleri ilaçlar gibi sıkı denetimlere tabi değildir. Üstelik birçok ülkede ruhsat almaları da oldukça kolaydır.

Etkileri her zaman güçlü bilimsel delillerle desteklenmeyebilir. Hatta bazen etkileri bilimsel olarak ispatlansa bile piyasada bulunan ürünlerin çoğunun muhtevası bu tesiri hâsıl edecek dozda değildir. Gelişmiş ülkeler bu hususta tüketiciyi korumak için bazı tedbirler almaya çalışsa da piyasaya çıkan ürün sayısı karşısında bürokrasinin hızı yetersiz kalmaktadır.

Yan tesirleri kullanıcı tarafından yeterince bilinemeyebilir. Amerika’da yapılan bir kohort* çalışma 2004-2014 yılları arasında meydana gelen karaciğer hasarı vakalarının yaklaşık %20’sinin gıda takviyelerine bağlı ortaya çıktığını göstermiştir.5 Yapılan başka bir çalışmada da takviye kaynaklı karaciğer hasarının genellikle daha ağır seyrettiği ve daha sık karaciğer nakli gerektirdiği tespit edilmiştir. En sık probleme sebep olan ürünler; zayıflama ürünleri, kas yapıcı ürünler, multi herbal karışımlar (birden fazla bitkisel bileşen içeren takviye ürünler) olarak bildirilmiştir.6

Diğer ilaçlarla etkileşimleri gözden kaçabilir. En çok kullanılan gıda takviyelerinden olan sarı kantaron bitkisi karaciğerde ilaçların vücuttan atılmasına aracılık eden enzimleri etkileyerek bazı ilaçların tesirlerini azaltabilir. Vitamin H adı ile bilinen Biotin kanser hastalarının takibinde kullanılan bazı değerlerin seviyesini olduğundan düşük göstererek hastanın hayatını tehlikeye sokabilir.7

Zararı yoktur ama fayda da getirmeyebilir. Gıda takviyelerine duyulan güvenin her zaman ilmî verilerle örtüşmediğini gösteren önemli örneklerden biri, 2024 yılında yayımlanan geniş bir saha çalışmasıdır. Kanser veya başka kronik hastalık hikayesi olmayan, 390.000’den fazla yetişkinden elde edilen verileri içeren araştırma, 27 yıl sürmüştür. Çalışmanın temel hedefi, günlük MVP* alımının daha düşük genel ölüm oranıyla ilişkili olduğu hipotezini test etmek ve özellikle önde gelen ölüm sebepleri olan kalp-damar hastalıkları ve kansere odaklanmaktır. Sonuçta, sağlıklı insanlarda düzenli multivitamin kullanımının daha düşük ölüm riskiyle bir münasebetinin olmadığı görülmüştür.8 Milli Sağlık Enstitüleri (NIH) de bu bulguyu destekleyerek, sağlıklı yetişkinlerde günlük multivitamin kullanımının ölüm riskini azaltmadığını açıklamıştır.9

Bu netice önemlidir. Fakat bu durum hiç kimse vitamin kullanmasın anlamına gelmez. Bazı özel durumlarda eksik olan vitamin veya mineralin kullanılması kişinin sağlığı için elzemdir. Burada tedavinin dozuna ve süresine bir hekimin karar vermesi en doğru yöntem olacaktır.

Gıda takviyesi içinde, etikette yazmayan gizli bir etken madde bulunabilir. Jama Internal Medicine dergisinde yayımlanan bir diğer makalede, 2014-2018 yılları arasında piyasada bulunan takviye preparatların muhteviyatları incelenmiş olup; özellikle zayıflama ürünleri, cinsî performansı ve sportif enerjiyi artırdığı öne sürülen takviyeler içerisinde etiket üzerinde yazmayan bir veya daha fazla ilaç etken maddesi bulunmuştur.10

Nitekim FDA’nın analizlerinde, 2007-2023 yılları arasında yapılan denetimlerde 1000’den fazla takviye ürününün terkibinde gizli ilaç etken maddesi tespit edilmiştir. Bunun mânâsı, ürünün içerisinde üzerinde yazılı olmayan etken bir kimyevî madde bulunduğudur. Mesela kilo vermek için gıda takviyesi kullandığını zanneden bir kişi aslında içerisinde sibutramin maddesi olan bir preparat, vücut geliştirmek için takviye kullanan biri de maalesef anabolik steroid türevi kullanıyor olabilir. Gıda takviyelerinin içerisine en çok gizlenen bir diğer etken madde de cinsî gücü arttıran ürünlerin içerisine eklenen Sildenafil’dir.11

Bu yüzden Dünya Sağlık Teşkilatı, takviyelerin birçok ülkede ilaçlar kadar sıkı denetlenmediğini, bu sebeple üretilmiş bu terkibe karşı güvenilirliğin düşük olduğunu, hatta farmasötik adulterasyon* riskinin bulunduğunu vurgulamaktadır.

 

“Doktorlar bitkisel ilaçlara karşıdır.” faraziyesi doğru değildir. Zira ilaçların çoğu bitkilerden elde edilir. Doktorlar, içerisinde ne olduğunu, hangi dozda olduğunu bilmedikleri ürünlerin kullanımına karşıdır. Çünkü tıp eğitiminde “öncelikle kişiye zarar vermeme” kuralı öğretilir. Eğer bir ürün işe yarıyor ise etkinin olduğu yerde yan etki kaçınılmazdır. Bazen ilaç ile zehir arasındaki tek fark dozdur. Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hayatında kullanmayı alışkanlık hâline getirdiği, ashabına da tavsiye ettiği yöntem ve ürünler vardır. Bunların dahi kullanımında ehil birinden tavsiye alınması gerekmektedir. Mesela çörek otu, hangi durumlarda, günde ne kadar, hangi formda kullanılırsa etkisi daha iyi olur, piyasadaki ürünler bu anlamda yeterli veya güvenilir mi? vb.

Bu sebeplerden dolayı en doğru yaklaşım, bir ürünü gerçekten gerekli, tesirli ve güvenilir olduğu için kullanmaktır. Sağlık söz konusu olduğunda en emniyetli yol, kişinin tecrübesine güvendiği işinin ehli kişilerden görüş almasıdır. Hekimler de değişen şartlara göre insanların ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalıdır. Belki eskiden insanlar sorgusuz sualsiz kendilerine söyleneni yapıyordu; oysa günümüz insanı aklının ikna edilmesini ve kalben de mutmain olmayı arzu ediyor. Hastalarla konuşarak onları teşhis ve tedavi kararını belirleme sürecine dâhil etmek, kısa vadede zaman, sabır ve emek gerektirebilir; ama uzun vadede her iki tarafın da memnun olacağı güzel bir münasebet için iyi bir yatırımdır.

____________

* Nosebo (nocebo) etkisi: Kişinin kullandığı bir ilaç veya tedavinin kendisine zarar vereceğini düşünmesi sebebiyle yan etki hissetmesi veya şikâyetlerinin artmasıdır; bunun tersi olan plasebo etkisi ise, olumlu beklentilerle gerçek bir tedavi olmasa bile iyileşme hissi oluşmasıdır.

* Kohort: İstatistik, demografi ve sağlık bilimlerinde, belirli bir zaman diliminde ortak bir özelliği (doğum yılı, işe giriş, bir hastalığa maruz kalma vb.) paylaşan ve birlikte incelenen grup.

* MVP (Multivitamin Product): “Multivitamin takviyesi” (MVT) anlamında kullanılmıştır.

* Farmasötik adulterasyon: Etikette yazmayan, aslında ilaç olan etken maddelerin takviyelere gizlice eklenmesi.

 

Kaynaklar

  1. https://www.ema.europa.eu (EMA). Safety of Medicines.
  2. 2. https://www.ema.europa.eu (EMA). Authorisation of Medicines.
  3. https://www.fda.gov FDA and Dietary Supplements.
  4. https://www.fda.gov FDA and Product Approval.
  5. Dickinson, A., Blatman, J., El-Dash, N., Julio C Franco, J.C. (2014): Consumer usage and reasons for using dietary supplements: report of a series of surveys. J. Am. Coll. Nutr. 33(2):176-82. doi: 10.1080/07315724.2013.875423.
  6. Navarro, V.J., Khan, I., Björnsson, E. et al. (2017): Liver injury from herbal and dietary supplements. Hepatology, Wiley. https://doi.org/10.1002/hep.28813 Digital Object Identifier (DOI)
  7. https://www.who.int World Health Organization (WHO). Substandard and Falsified Medical Products.
  8. Loftfield, E., O’Connell, C.P., Abnet, C.C. (2024): Multivitamin Use and Mortality Risk in 3 Prospective US Cohorts. JAMA Network Open, Vol. 7, No. 6. e2418729.
  9. National Institutes of Health (NIH). Multivitamin use and mortality.
  10. Cohen PA, Travis JC, Venhuis BJ. Prohibited substances in dietary supplements after FDA warnings. JAMA Internal Medicine. 2019;179(6):813–815.
  11. https://www.fda.gov FDA – Tainted Supplements Database

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı paylaş