Arının Firarı

Sessizlik, öğle güneşinin salonu aydınlattığı bir vakitte ağır ağır yayılıyordu. Zaman, yeryüzünün o göz alıcı yeşil elbisesine büründüğü bahar vaktiydi. Raflardan bir kitap çekilmiş, mânâ yüklü kapakların arasından bir hikmet aranıyor, hakikat yolculuğuna hazırlanılıyordu. Kitabın sayfaları usulca çevrilirken, camdan gelen ince bir ses bölüverdi bu sessizliği. Tık… tık… tık…

Kulağına ilişen bu ses, camda dönen bir arının çırpınışından başkası değildi. Kitabını bir kenara bırakıp dikkat kesildi. Küçük bir arı, şeffaf ama geçilmez bir perdeye, tekrar tekrar çarpıyordu. Ve her çarpışında içeride bir şeyler kıpırdanıyordu. Dışarıda bahar vardı; içeride ise bu bahara doğru firar etmek isteyen bir arı.

This content is restricted. Please subscribe or log in to access full content.

Tüm içeriği görmek için lütfen giriş yapınız ya da abone olunuz.

Abone Ol

Bu yazıyı paylaş