
Kendi Değerlerine Bîgâne Nesiller
Bugün hem biz hem de bizimle aynı kaderi paylaşan milletler, tarihin en bunalımlı dönemlerinden biriyle yüz yüzeyiz. Öyle ki tabakat-ı beşer çapındaki sarsıntıların biri atlatılamadan

Bugün hem biz hem de bizimle aynı kaderi paylaşan milletler, tarihin en bunalımlı dönemlerinden biriyle yüz yüzeyiz. Öyle ki tabakat-ı beşer çapındaki sarsıntıların biri atlatılamadan

Bazıları sekri, kelimenin ifade ettiği mânâ itibarıyla yadırgamış, aklen ve şer’an mezmum olan bir mefhumun tebcil edilmesi şeklinde anlamış ve ona karşı belli tavırlar içinde

Bugün hemen bütün dünyada olduğu gibi bizim toplumumuzda da iç içe bunalımlar yaşanmakta. İnanç bunalımı, düşünce bunalımı, kıstas bunalımı, sistem bunalımı, ahlâk bunalımı, aile bunalımı,

Sarhoşluk ve kendinde olmama hâli diyebileceğimiz sekir; sofiye ıstılahında, sâlikin, sübühât-ı vechin şuâları karşısında mest olup kendini kaybetmesidir ki onun yeniden his ve şuur âlemine dönmesi demek

Birkaç asırdan beri tamamen üslûbunu yitirmiş şu dünyada herkes bir şeyin peşinde; biz de kendi ruhumuzu arıyoruz. Bu aramayı devam ettirebilirsek, kendimiz olarak dirileceğimiz günlerin

Dirilik ve canlılık sözcükleri ile ifade edebileceğimiz hayat; cehalet, dalâlet ve küfürle ölmüş bulunan kalbî hayatın, iman, marifet ve muhabbetle dirilmesi demektir ki, أَوَ مَنْ

Anne kendi dünyasında bir kutup varlıktır. Kâbe topyekûn kâinat hakikatinin, Mekke umum beldelerin, dimağ bütün bir bünyenin ruhu, mânâsı, özü ve atlası olduğu gibi, anne

Görünme, belirme, ortaya çıkma ve Allah’ın hususî lutuflarına nail olma da diyeceğimiz tecellî; Cenâb-ı Hakk’tan gelen meârif nûrları sayesinde, sâlikin kalbinde ilâhî sırların ayân olması

Varlığın mânâ buudu, ona açık olanlar için kat’iyen bir vehim, bir hayal, bir kuruntu, bir hezeyan değil; o bir vak’a ve bir iç sistemdir. Varlığımızın,

Bir şeyi temâşâ etme ve gözleme mânâlarına gelen müşâhede; ef’âlde esmâyı, esmâda “Müsemmâ-yı Akdes”i basiretle rü’yete denir. Diğer bir yaklaşımla, müşâhede, kurb erlerinin, “min verâi

Ruhlar bir aylık Ramazan’la tam kıvamını bulur, derinleşir, meyvenin çiçeğe yatışı gibi olgunlaşır ve yeni bir oluşum bekleyişine geçer; derken bayram ufukta bir güneş gibi

Keşf kelimesinden gelen mükâşefe; hakikat ehline ilâhî sırların zuhur etmesi demektir ki; sâlikin, mânevî mücahede yoluyla yükselip esmâ ve sıfât hakikatlerini duyması, sezmesi ve bilmesi