
Deprem Mersiyesi
Bir destan yazılmalı asrın felaketine Duygular cem olmalı dehrin helaketine Sanki bir kâbus çöktü ülke saadetine Milletim kan ağlıyor yediden yetmişine Bir değil iki deprem

Bir destan yazılmalı asrın felaketine Duygular cem olmalı dehrin helaketine Sanki bir kâbus çöktü ülke saadetine Milletim kan ağlıyor yediden yetmişine Bir değil iki deprem

Vicdanları dupduru, meşale ellerinde Yürüdüler yolları usanmadan, bıkmadan Sıra sıra buzullar, bozkırlar önlerinde Kadın erkek gittiler korkuya kapılmadan Yeni bir destan için ilk adımı attılar

Unutma Toprağının altında Üsttekilerden çok daha fazla Şehit bulunan Mübarek Anadolu’da Asrın şanlı yiğidi Geldi dünyaya… Gelecekte elbette Atacak mekiğini Tecdit gergefinde Vuracak saykalını İslam’ın

İnsan olmak ağırdır! Yansa isyan ateşi, Gözyaşı ikliminde nice gönlü soldurur. Zuhur etse semadan ilahî af güneşi; Âdem Nebî cismiyle, kul hayata tutunur. Sevdiğini yitirmek

Sanki sabaha küskün hüzün yüklü tan yeri Ne zaman biter bulutların mahzun seferi Sağımız yangın duman, solumuzda seller var Kalbler kırık kederli, peşimizde canavar İman

Tut bugünün elinden, iklimine al çocuk! Bulutların ağarsın, yağmurların dinmesin. Kurusun harbin kökü, yeşersin hep mutluluk; Masmavi semalardan güvercinler inmesin. Yak bugünün gönlüne, ümitten bir

Bereketlensin ömrüm gün, dakika, saniye Sonsuza giden yollar açılsın bu fâniye Son fasılda yüreğim hep Seni diye diye Yürüt beni Allah’ım rızana adım adım