
Entegrasyonu Yeniden Düşünmek: Konumdan İlişkiye
İnsan bazen yeni bir ülkeye yerleşir; fakat ilişkilere yerleşmek çoğu zaman daha uzun sürer. This content is restricted. Please subscribe or log in to access full

İnsan bazen yeni bir ülkeye yerleşir; fakat ilişkilere yerleşmek çoğu zaman daha uzun sürer. This content is restricted. Please subscribe or log in to access full

Hiç durulmayan bir hayatın içinde yer alıyoruz. En sakin anımız uyuduğumuz vakit olsa da uykuya dalmadan önceki son dakikalarda bile zihnimizden geçen senaryoları tekrar tekrar

“Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın! Siz doğru yolda olduktan sonra sapanlar size zarar veremez. (…)” (Mâide, 5/105) Asimilasyon, çoğu zaman yabancı etkilerle,

Akıllı telefonların en büyük icat, sosyal medyanın ise insanları birbirine yakınlaştıran eşsiz bir araç olarak görüldüğü günleri hatırlıyor musunuz? Bu heyecanla teknolojiyi kucakladık, fakat bunun

“Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Ahiret mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi.” (Nahl sûresi, 16/41)

İnsanları mutlu eden, uzun ve sağlıklı bir ömür sürmelerini sağlayan şey nedir? Aklınıza ilk önce sağlık tavsiyeleri geldi, değil mi? Yapılacaklar, yapılmayacaklar… Egzersizler, diyetler, turşular,

Bilgi insan hayatı için hayatî öneme sahiptir. Bilgi, doğruluğu gerekli ve yeterli delillerle temellendirilmiş “şuur muhtevaları” olarak tarif edilir. Bilenin, yöneldiği konuyu bütün yönleri ve

Film seyrederken hüzün verici bir sahne görünce ağlamamız, başkalarının mimiklerini gayriiradî taklit etmemiz, nereden duyduğumuzu hatırlayamadığınız bir şarkının melodilerinin istemeden dilimize dolanması, esneyen birini görünce

4 Temmuz 1952 tarihinde, 34 yaşındaki Florence Chadwick, Santa Catalina Adası’ndan yaklaşık 50 km uzakta olan Kaliforniya sahiline doğru yüzmeye başlar. Eğer başarılı olursa, bunu

“Yoksa siz, daha önce geçmiş ümmetlerin başlarına gelen durumlara mârûz kalmadan cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlar öyle ezici mihnetlere, öyle zorluklara dûçâr oldular, öyle şiddetle