Kâinatta her bir canlı, birbirini tamamlayacak ve destekleyecek şekilde bütüncül bir ekosistemde yaratılmıştır. Ekosistemde bitkilere, bütün canlıların temel ihtiyacı olan, her saniye teneffüs ettiğimiz oksijenin kaynağı olma gibi hayatın temelinde bir rol verilmiştir. Bitkiler, yeşil renk veren kloroplast fabrikalarında oksijeni üretirken, kendi gıda ihtiyaçlarını gidermek için topraktan istifade edecek şekilde donatılmışlardır. Küçücük bir ottan koca bir çınara kadar her bitki kendi yapısına uygun kök sistemi sayesinde ihtiyacı olan minerali ihtiyacı kadar topraktan arayıp bulur. Bunun için kök sistemleri ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş ve özelleşmiş kabiliyetler bahşedilmiştir. Bütün canlılarda ihtiyaçların sınırsız olduğunu düşünmek, tüketimin büyük ölçüde artmasına sebep olur. Gereksiz tüketim ise ekosistem dengeleri açısından problemlerin ortaya çıkmasına sebep olur. Böyle bir durumun oluşmaması adına Sonsuz İlim ve Kudret Sahibi Rabbimiz, bizim isimlendirmemizle, bitkilerin fizyolojik işleyişine “Minimum Kanunu” olarak bir sistem yerleştirmiştir.
Minimum Kanunu Nedir?
Bitkiler ihtiyaç duydukları gıdaları topraktan alırken diğer canlılar gibi tasarruf ederler. Bu durum, 19. yüzyılda Alman bilim adamı Justus von Liebig tarafından keşfedilmiş ve “Minimum Kanunu” olarak bilim literatürüne girmiştir. Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin “İktisat ve kanaat, hikmet-i İlâhiyeye tevfik-i harekettir.”[1] ifadesi, kaynakları israf etmeden, gereksiz tüketimden kaçınarak yaşamanın, Allah’ın yaratmış olduğu düzenin bir parçası olduğudur. Kanaat, sahip olduklarına razı olma, azla yetinme ve daha fazlasına talip olmama demektir. Gereksiz isteklerden kaçınarak mevcut kaynaklarla yetinme, dengeli ve sürdürülebilir bir hayat biçimini teşvik eder. Bu yüzden kâinattaki işleyiş hem karmaşık hem de inanılmaz derecede verimli sistemlerden oluşur. Bitkilerdeki minimum kanunu, bu verimliliğin en güzel misallerindendir.
Liebig, temel bitki besin maddelerinden birinin eksik olması durumunda, diğer bütün temel besin maddeleri bol olsa bile bitki gelişiminin zayıf olacağını belirten “Minimum Kanunu”nu fark etti. Bu kanunun özü, bitkinin, sağlıklı olarak yaşayabilmesi için topraktan alması gereken maddeleri, ortamda en az olan maddeye göre diğerlerinin de seviyesini düşürerek almasıdır.
Rabbimizin uyguladığı bu kanuna göre, bitkilerin büyüme ve gelişmeleri, ihtiyaç duydukları besin elementlerinden toprakta en az bulunanı ile sınırlanmıştır. Tabiî çevrede bazı elementler bol miktarda bulunabilirken bazıları ise bitkilerin ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede olmayabilir. Meselâ bitkinin gelişmesi için gerekli olan nitrat (NO3) elementi tükendiğinde diğer gerekli elementler bulunsa bile bitkinin gelişmesi durur. Bu durumda bitki, topraktaki diğer elementlerden yeterince istifade edemez ve bitkilerin gelişmesi, topraktaki en az bulunan besin elementiyle sınırlanmış olur. Daha iyi anlaşılması için Liebig, bu süreci “Fıçı Örneği” ile açıklamıştır. Yan tahtaları farklı uzunlukta olan bir fıçıya (Liebig’in fıçısı) en kısa tahtanın hizasına kadar su doldurulabilir ve fıçıdaki en yüksek su miktarını en kısa tahta belirler. Bitki gelişimini de bu fıçıya benzetirsek, gelişmeyi sınırlayan en kısa tahta, en az bulunan mineral olacaktır. Minimum Kanunu, iyi bir bitki yetiştirmek için bütün gelişme faktörlerinin optimum veya en uygun seviyede olması gerektiğini belirtir. Böylece bitkinin sağlıklı yetişmesi için gelişmeyi sağlayan faktörlerin ne israf edilmesi ne de çok az kullanılmasının önüne geçilmiş olur. Allah’ın Sonsuz İlim ve Kudretinin tecellisi olan mükemmel bir planlama ve düzenleme ile işletilen minimum kanununun bir hikmeti, bitki gelişmesinde kullanılan minerallerin israfını önlemeye yöneliktir. Bitki gelişiminde fıçının su tutma kapasitesini en kısa tahta belirler. Aynı şekilde, bitkinin büyümesi de en az bulunan besin elementi tarafından sınırlandırılır. Bu yüzden bitkilerin sağlıklı büyümesi için bütün gerekli besin elementlerinin dengeli bir şekilde bulunması gerekir.[2] Tıpkı sağlıklı bir insanın organlarından birinde meydana gelen hastalığın tedavi edilmediğinde ömrünün kısalma ihtimali veya bir öğrencinin ne kadar zeki olursa olsun tek bir dersten zayıf alması hâlinde sınıfta kalması gibi bitkide de hayat standardı zayıf organı iyileştirmeye veya düşük notu olan dersin yükselmesi için gayret etmeye benzer gibi düşünülebilir. İnsanlar akıllarını kullandığı müddetçe ihtiyaca göre maddî veya manevî yönlerini geliştirerek hayatlarının idamesini kolaylıkla sağlayabilirler.
Bitkilerin Su ve Mineral Alımı
Bitkilerin hayatta kalabilmesi ve sağlıklı bir şekilde büyüyebilmesi için su ve minerallere ihtiyacı vardır. Bitkiler, suyu topraktan yine bir fizikî prensip olan osmoz yoluyla emerler. Osmoz, suyun yüksek yoğunluklu ortamdan düşük yoğunluklu ortama enerji harcamadan geçişini sağlar. Mineraller ise osmozdan farklı olarak bitkiye aktif taşımayla alınır. Aktif taşımada, minerallerin taşınması için enerji gereklidir. Bu süreçlerin her biri, bitkilerin hayatta kalması ve ekosistemdeki rolünü sürdürebilmesi için Allah’ın yarattığı hikmet dolu düzenin bir parçasıdır. Bitkilerin suyu osmoz yoluyla enerji harcamadan almasıyla, onların enerji tasarrufu yapmasına imkân sağlanır. Bu da bitkilerin diğer hayatî faaliyetleri için daha fazla enerjiye sahip olmalarını sağlar. Minerallerin aktif taşımayla alınması ise bitkilerin ihtiyaç duydukları kıymetli ve özel mineralleri seçici olarak emmelerine imkân tanır, böylece sadece gerekli olan maddeleri alarak sağlıklı büyümelerini ve gelişmelerini sürdürürler.
Bitkilerin köklerinde bulunan saç hücreleri, geniş yüzey alanları sayesinde emilim nispetini ve miktarını artırarak bitkinin su ve mineral ihtiyaçlarını karşılamada kritik bir rol oynar. Kökler, topraktaki mineral iyonlarını seçici geçirgen zarları aracılığıyla emer ve bu iyonlar, ksilem damarları yoluyla bitkinin çeşitli organlarına taşınır. Bu kompleks sistem, bitkilerin ihtiyaç duyduğu besin maddelerini tam olarak almasını sağlar, fazlalıklardan kaçınarak optimal büyüme şartlarını oluşturur.
Bitkilerin bu seçici emilim süreci, genetik yapılarında kodlanmıştır. Bitkilerin genetik yapısı, çeşitli besin maddelerini tanıyıp ayırt etmelerine ve yalnızca ihtiyaç duydukları mineralleri emmelerine imkân tanır. Bu sayede bitkiler, fazla veya zararlı mineralleri almadan, sadece gerekli olanları alarak büyümelerini sürdürürler.[3]
Bitkilerin Temel Besinleri
Bitkiler her ne kadar kendi besinini kendisi Güneş ışığı sayesinde fotosentezle yapan (ototrof) canlılar olsalar da büyüyebilmeleri ve hayatî fonksiyonlarını devam ettirebilmeleri için topraktan bazı mineral ve maddeleri almak zorundadırlar. Bitkiler, topraktan gerekli mineralleri seçici olarak emme yeteneğine sahip olmasalardı ne olurdu? Eğer bu mekanizma olmasaydı ve bitkiler topraktan sadece ihtiyaç duydukları mineralleri değil de her türlü minerali almış olsalar yahut gereğinden fazla veya az mineral alsalardı, yeryüzündeki kusursuz dengede önemli bozulmalar meydana gelirdi. Meselâ, fazla miktarda zararlı minerali bünyelerine alsalardı, bu mineraller birikerek bitkilerin sağlığını olumsuz yönde bozar, benzer şekilde ihtiyaç duydukları mineralleri yeterince alamayan bitkiler de büyüyemez ve gelişemezdi. Bu durum, bitkilerin hayatta kalmasını zorlaştırır, ekosistemdeki diğer canlıların besin ve oksijen ihtiyaçlarını karşılamalarını engellerdi. Allah’ın bitkilerde yarattığı bu mükemmel, seçici emilim mekanizması sayesinde yeryüzündeki hayatın sürdürülebilirliği sağlanmış olur ve ekosistemin dengede kalmasına katkıda bulunur.
Bitkiler en uygun şekilde büyüme ve gelişme gösterebilmeleri için gıda olarak en az 17 elemente ihtiyaç duyarlar. Bu elementlerden üçü hidrojen, karbon ve oksijendir. Bitkiler bu elementleri çoğunlukla hava ve sudan aldıkları için bu elementler, mineral olmayan bitki besin elementleri olarak kabul edilmektedir. Bitkiler, gerekli diğer 14 elementi doğrudan topraktan alırlar.[4] Zorunlu bitki besin maddeleri, bitkinin hayatını devam ettirebilmesi için gerekli olan, diğer elementler tarafından yeri doldurulamayan ve doğrudan bitki metabolizması için hayatî önem taşıyan mineraller olarak tanımlanmaktadır. Bu elementler (azot, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor, kükürt, klor, bor, demir, mangan, çinko, bakır, nikel, molibden) bitki hayatının sürdürülebilmesi için olmazsa olmazdır ve eksiklikleri durumunda bitkinin hayatı tehlikeye girer.
Bitkilerin Örnek Hayatları
Bitkinin aklı, ilmi veya kudreti olmadığına göre ihtiyaç duyduğu besinin en düşük seviyesine göre gelişmesini devam ettirmesi, önemli bir düstur olarak genlerine kodlanmıştır. Bitkiler, görünüşleri ve vazifelendirilmeleriyle başta El-Musavvir esması olmak üzere pek çok esmanın mükemmel yansımalarıdırlar. Çiçeklerin renkleri, kokuları ve zarif süslemeleri, Rahman’ın bizlere olan lütfunu ve sevgisini gözler önüne serer. Allah (celle celâluhu), kâinat kitabında yarattığı bütün canlılara nizam ve intizamla iktisadı yerleştirmiştir. Rızıklarını temin ederken hırs göstermeyen bitkiler, yaratılışlarının gereği ne fazla ne eksik, iktisat üzerine dengede hayatlarını idame ettirirler. “İktisadî kanunlar da bizzat Cenâb-ı Hak tarafından vaz’edilmiştir. Zaten aksini düşünmek nasıl mümkün olabilir ki? Semayı ölçüyle vaz’eden, yerle sema arasında münasebet kuran, makro âlemle normo âlemin sultanı sayılan insan arasında ciddî bir alâka vaz’eden, sistemlerde cebrî nizama mukabil insanda her şeyi iradî nizama bağlayan ve bu iradî nizamı Kur’ân’ıyla, peygamberiyle anlatan ancak ve ancak Allah’tır. (celle celâluhu)”[5] Bitkiler âleminde sergilenen bu örnek, temel bir hayat kanunu olarak bizim de hayatımızda iktisat ve kanaatle hareket etmemiz gerektiğini, gereksiz isteklerden kaçınarak mevcut kaynaklarla yetinmenin dengeli ve sürdürülebilir bir hayat biçimini teşvik ettiğini göstermiyor mu?
[1] Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, On Dokuzuncu Lem’a (İktisat Risalesi), İkinci Nükte, s. 220, Süreyya Yayınları.
[2] https://arcosaspecialtymaterials.com/liebigs-law-of-minimum/
[3] https://phys.org/news/2012-04-absorb-quantity-minerals.html
[4] https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/307430
[5] https://fgulen.com/tr/eserleri/enginligiyle-bizim-dunyamiz/ekonomi-anlayisimiz-orijinaldir