
Bir Elif Hikâyesi
Bir Bahar Çiçeğinin Sessiz Duası“Biz hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki, mazi kıt’asına geçmek için geldiğiniz vakit mezarımıza uğrayınız. Bahar hediyelerinden birkaç tanesini mezar

Bir Bahar Çiçeğinin Sessiz Duası“Biz hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki, mazi kıt’asına geçmek için geldiğiniz vakit mezarımıza uğrayınız. Bahar hediyelerinden birkaç tanesini mezar

Cami avlusu, yine bir yolcuyu uğurlamak için gelen sessiz kalabalıkla dolu idi. Kimler yoktu ki uğurlamaya gelenler arasında? Kariyerini kefenin cebine sığdıramayan ve şimdi musalla

Genç kadın, kucağında yeni doğmuş bebeğiyle hapishaneye girmişti. Hapishanedekiler, oturdukları yerden kalkıp yeni doğmuş bebeği görmeye gitmişlerdi. Aralarında en yaşlı olanı, bebeği annesinden alıp kucaklamış

“İşkembe çorbası severim anne” derdi sorsam, sormadım. Sadece “anne, annem” demek için telefon açmak. Dünyanın en müstesna ve en yüce hislerinden olmalı. Telefonu açınca dakikalarca

Yorgun bir akşamüstü. İş çıkışı annem arıyor. Babam ortalıklarda yokmuş. Yine eve gitmemiş. “Ben alır gelirim.” Ağlıyor annem. Yine… Gözyaşlarımız diner mi? Ah bir bilsem…

Hüseyin Dede, uzak gözlüğünü takmış, televizyonun karşısındaki yerinde, elinde kumanda haber kanallarında geziniyordu. En sonunda bir yerde bıraktı kanal değiştirmeyi. Yine kötünün iyisiydi burası, en

Duvarların dışında bahar yüzünü yeni yeni göstermeye başlamış, fakat kış soğuğunun betonların gölgesinden ayrılmaya niyeti yok gibiydi. Bu mevsimde güneş ışıkları avluya öğle saatlerinde birkaç