Rehberliğin Dünyaya Açılan Kapısı: WERTvolle Schulen*

Cumhuriyet tarihinde yetişmiş en önemli mütefekkir, aksiyon insanı, toplum lideri ve İslam âlimlerden biri olarak gösterebileceğimiz Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, arkasında bir ömre sığmayacak pek çok eser ve takipçilerine de izinden gidilecek önemli bir miras bırakmıştır. Eğitim bilimleri çerçevesinden bakıldığında ise modern okulculuğa eklediği rehberlik boyutu, maalesef üzerinde çok az araştırma yapılmış bir konu olarak uzmanların bu konuya eğilmesini beklemektedir. Kendisinin aramızdan ayrılışının birinci yıl dönümünde, Hizmet okullarının rehberlik anlayışını nasıl geliştirdiği ve nasıl diğer okulların da uygulayabileceği bir konsepte getirdiği, üzerinde durulması gereken güncel konulardır.

Hocaefendi’nin Rehberlik Anlayışı

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, dünyada laikliğin gelişiminde özellikle Napolyon sonrası Fransa ekolü etkili olmuştur. Bu yaklaşım, eğitim bilimleri açısından da kendini göstermiş ve birçok ülkede okul sistemi, dinî okullar ile seküler okullar olarak ikiye ayrılmıştır. Özellikle teknolojinin geliştiği son iki asırda seküler okulların sayısı önemli derecede artmış ve bu tip okulculuk büyük ölçüde teknoloji ve akademik başarıya odaklanmıştır ki bu durum özellikle Batı’da öğrencilerin metafizik yönlerinin ihmal edilmesine yol açmıştır. Bu noktada Hocaefendi’nin eğitim söylemi, kısmen Batı eğitim sistemine yönelik bir eleştiridir ve Batı modernitesinin insanı manevi açıdan değersizleştiren sonuçlarını ele almaya çalışır. O, Batı-modern eğitim sisteminde yüksek düzeyde profesyonellik gelişimi olduğunu, ancak bunun maneviyat kültüründen yoksun bulunduğunu savunur.[1] Anwar Alam, Hocaefendi’ye göre böyle bir anlayışın -pozitivist ve materyalist hayat felsefesinin- insanları şiddet ve yıkıma sürükleyebileceğini belirtir: “Eğer kontrolsüz bir şekilde devam ederse, bu eğitim anlayışı nihilizme yol açar ve insanlığın varlığı tehlikeye girer.” [2]

Buna çözüm olarak da Hocaefendi, bir taraftan okulların cami, kilise veya diğer insan ruh gelişimine önem veren kurumlarla irtibatta olmasını savunur.[3] Buna ek olarak, okullarda çalışan idareci, öğretmen ve belletmenlerin “Rehberlik” faaliyetleriyle bu eksikliği tamamlaması gerektiğini belirtir. Hizmet okullarında, ders dışı eğitim faaliyetleri olarak nitelenen uygulamaların şekillenmesinde bu rehberlik anlayışının etkisi büyüktür.[4] Zira Hocaefendi bizzat kendisi İzmir’deki Kestanepazarı ve Bozyaka yıllarında ders sonrası rehberlik faaliyetleri ortaya koymuş; daha sonra Hizmet okulları başta olmak üzere pek çok hizmet kurumu da bu tür uygulamalarla onun rehberlik anlayışını sürdürmüştür.

Bu noktayı açıklama sadedinde Abdullah Aymaz ağabey, Hocaefendi’nin ortaya koyduğu rehberlik faaliyetlerini oluşturan temel içeriği, bütün dinlerin beraberinde getirdiği ortak değerler ile ilimler aracılığıyla gelişen insanlığın oluşturduğu etik değerlerin bir birleşimi olarak yorumlar. Bu bağlamda örnek verecek olursak derse zamanında gelme, yalan söylememe, sözünde durma, kötü alışkanlıklar edinmeme vb. bütün ahlakî değerlerin, rehberlik faaliyetleri içinde ele alındığını söylemek mümkündür. Dolayısıyla ders başarısı modern dünyanın nihai hedefi olsa bile, bu tür eksikliklerle yetişen genç neslin hem hayatta başarılı olamayacağı, hâliyle kendisine ve insanlığa tam manasıyla faydalı olamayacağını söylemek mümkündür.

Bu bağlamda, Hocaefendi’ye göre akademik başarı, ruh veya karakter başarısıyla desteklenmeli ve insan her yönüyle eksiksiz bir eğitim ve terbiyeden geçmelidir. Bu noktayı beyin yıkama veya endoktrinasyon olarak tanımlayan eleştirmenler de olmuştur.[5] Hâlbuki genel itibarıyla sahadaki hizmet okullarında, din dersi yerine “Karakter Eğitimi”, “Etik Eğitimi” veya “Vatandaşlık Dersleri” gibi evrensel ahlakî değerler verilmekte ve eğitime gölge düşürecek hiçbir politik, etnik veya dinî tartışmalı konulara ders içi ve ders dışı faaliyetlerde yer verilmemesi, bu eleştirilere cevap olarak gösterilebilir[6] Muhtemelen bu hususta Hocaefendi’nin çok üzerinde durduğu iyiliği teşvik etme ve kötülüklerden men etme anlayışı yanlış lanse edilmek istenmekte veya çarpıtılmaktadır. Bu noktada özellikle nicel araştırmalara ciddi ihtiyaç vardır ve akademik çalışma yapmak isteyen genç araştırmacıların üzerinde durması gereken önemli bir konudur.

WERTvolle Schulen

Hocaefendi’nin ortaya koyduğu anlayış çerçevesinde, Hizmet okullarının yıllardır rehberlik faaliyetlerine büyük önem verdiği ve bu faaliyetleri bünyelerinde titizlikle uyguladığı söylenebilir. Gelinen nokta itibarıyla rehberlik çalışmalarının düzeyi gelecek adına umut vericidir. Nitekim Almanya’da hizmet vermekte olan Hizmet okulları, gerçekleştirdiği rehberlik faaliyetlerini bir müfredat hâline getirerek “WERTvolle Schulen” adı altında diğer okulların da kullanımına sunmuştur.[7] Türkçeye çevirdiğimizde “Değerler okulu” veya “Değerlerle dolu okul” anlamına gelen WERTvolle Schule başlığıyla markalaştırdıkları rehberlik konseptini bütün diğer okullar belli bir süreçten geçtikten sonra uygulayabilirler.

Okulların akademik başarıya odaklanmasına destek olarak sunulan WERTvolle Schulen uygulaması, Almanya merkezli kâr amacı gütmeyen bir eğitim inisiyatifidir. Program, dürüstlük, empati, sorumluluk, saygı ve adalet gibi on iki temel evrensel değer etrafında şekillenerek öğrencilerin hem karakter hem de duygusal-etik gelişimini hedefleyen bütüncül bir eğitim anlayışı benimser. Logosundaki kalp ve kafa figürleriyle sembolize edilen bu yaklaşım, evrensel değerler eğitimi, zararlı alışkanlıklarla mücadele ve karakter eğitimi olmak üzere üç temel hedefe odaklanır. Sosyal-duygusal öğrenme kuramlarıyla paralel olan bu pedagojik model, uygulayıcı okullarda öğrencilerin sorumluluk bilinci, öz denetim ve empati alanlarında belirgin gelişmeler gösterdiği gözlemlenen sistematik bir yaklaşımdır. UNESCO’nun 2030 Eğitim Hedefleri ile örtüşen bu inisiyatif, eğitimi akademik performansla sınırlamayıp bireyin etik gelişimini ve karakter oluşumunu merkeze alan evrensel bir model olma yolunda ilerlemektedir.

Bu noktada, Hizmet okullarının rehberlik konseptini öğrencilerine uygulamak isteyen okullar, WERTvolle Schule web sitesi üzerinden başvurularını yapmakta ve sonrasında konu ile alakalı olarak Berlin’de bu sistemi geliştiren ekipten destek almaktadırlar. Başvuru sürecinde, aday okul öncelikle bu konsepti uygulayacak öğretmen ya da eğitmeni seçerek, hangi ekiple ve kimlerin liderliğinde uygulama yapılacağını belirtmektedir. Ardından WERTvolle Schule ekibi, okulun rehber öğretmenlerine konseptin içeriğini, müfredatları ve bu müfredatların nasıl hayata geçirileceğini düzenli toplantılar aracılığıyla tanıtmaktadır. Bu bağlamda WERTvolle Schulen rehberlik ekibinin eğitim faaliyetlerinde kullandıkları konuları (dürüstlük, saygı, empati vb.) on iki ana başlık altında sınıflandırdıkları ve her başlık için ayrı bir müfredat oluşturdukları ifade edilmiştir. Dolayısıyla, bu on iki konunun kitapçıklarını alan aday okullar, bu müfredatı bir ders gibi ders dışı okul faaliyetlerinde uygulamaktadır. İlerleyen dönemlerde belli aralıklarla ziyaret edilen aday okul, eğer WERTvolle Schule konseptini başarıyla uyguladığını ispatlarsa sertifikasını okulunda sergileyebilmektedir.

Görüldüğü üzere, bu markalaşma sayesinde Hizmet okullarının rehberlik anlayışı diğer okullara da yayılmakta, ayrıca bu tür faaliyetler yoluyla daha şeffaf hâle gelen Hizmet okulları, yukarıda belirtilen eleştirilere de hâl diliyle cevap vermektedir. Konsepte olan ilginin büyük olduğunu belirten, okul müdürlerinden Muzaffer Bey, bu konsepti 13 yerde hizmet veren 24 Hizmet okulu ile kurduklarını; şu ana kadar dışarıdan toplam 127 okulun sisteme dâhil olmak üzere başvurduğunu ifade etmiştir. Hâlihazırda bu okullardan bir tanesinin başvuru sürecini başarıyla tamamlayıp WERTvolle Schule sertifikasını aldığını, diğer okulların ise süreçlerinin devam ettiğini eklemiştir.

Aynı şekilde WERTvolle Schule ekibi her yıl üye okullar arasında “En İyi Rehberlik Konsepti”nin seçildiği yarışmalar düzenlemekte; yaz tatillerinde ise konsepti geliştirme amacıyla üye okullar arasında zümre faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Ayrıca bu konseptin geliştiricilerinden biri olan Cafer Bey, geçen yıl ilk kez Almanya’nın en büyük eğitim fuarı olan Didacta’ya katıldıklarını ve gördükleri yoğun ilgi üzerine bundan sonra her yıl fuara katılarak bu konsepti yaymayı planladıklarını da belirtmiştir.

Hizmet hareketinin küresel yapısı ve dünya çapındaki Hizmet okullarının Dil ve Kültür Olimpiyatları gibi uluslararası programlarda birlikte çalıştıkları göz önüne alındığında, Almanya’da ilgi gören WERTvolle Schule konseptinin yakında Almanya dışındaki Hizmet okulları tarafından da kendi ülkelerinde uygulanması ve tüm dünyaya yayılması öngörülebilir. Bu sayede, kökenini tüm dinlerin ortak değerleri ile bilimsel ve sosyal gelişmelerin ortaya koyduğu insanî değerlerden alan -ve ilk defa Hocaefendi tarafından “Rehberlik” adı altında sistemleştirilen- bu yapı, Hizmet okulları aracılığıyla küresel ölçekteki diğer eğitim kurumlarına da ulaşmış olacaktır. Konseptin ne zaman ve hangi ülkelerde uygulanacağı tam olarak kestirilemese de Hocaefendi’nin rehberlik anlayışının Hizmet okullarının sınırlarını aşarak evrensel bir modele dönüştüğü söylenebilir.

Sonuç olarak, modern dünyanın daha barışçıl ve huzurlu hâle gelmesi adına gerçekleştirilen rehberlik faaliyetlerinin önemi zaten herkesçe malumdur. Bu sebeple yazının en başında da belirttiğimiz gibi, yalnızca rehberlik konsepti açısından değerlendirildiğinde bile, Hocaefendi’nin öğretisinin günümüzde tüm dünyaya yayılması ve belki de milyonlarca öğrenciye ulaşması söz konusudur. Dolayısıyla, Hocaefendi’nin Türkiye Cumhuriyeti döneminde yetişmiş en önemli şahsiyetlerden biri olduğunu söylemek bir mübalağa değil, bir hakikatin terennümüdür. Bu noktada, Hocaefendi’nin ve onun mirasına sahip çıkan sevenlerinin insanlığa büyük bir hizmet sunduğu göz ardı edilemez.

Hocaefendi açısından bakıldığında ise onun, şahsına yönelik tüm iftira ve haksızlıklara rağmen, hadislerde geçen “Amel defteri kapanmayan insanlar” zümresinden olacağı ifade edilebilir. Zira bıraktığı rehberlik anlayışı hem faydalı ilimdir hem de metodolojik yönüyle, bir sadaka-i câriye niteliği taşımaktadır. Bu metodoloji ışığında yetişen nesiller ise “hayırlı evlat” olarak rahatlıkla kabul edilebilir. Dolayısıyla hem Hocaefendi hem de onun gösterdiği yol doğrultusunda rehberlik faaliyetlerinde görev alan veya bu alana katkı sunan bütün hizmet gönüllüleri hadislerde geçen amel defteri kapanmayanlar zümresine dâhil olur denilebilir.

 

* WERTvolle Schulen: Almancadan Türkçeye “Değerler Okulu”, “Değerlerle Dolu Okul” yahut “Değerler Temelli Okul” şeklinde çevrilebilir. Detaylı bilgi için: https://www.wertvolleschulen.de/ueber-uns/

 

Kaynaklar

[1] Michel, T. (2003). Fethullah Gülen as Educator. M.F. Gülen: Essays, Perspectives and Opinions / Compiled by the Foundation, New Jersey, U.S.: Tugra Books, 114-117.

[2] Alam, A. (2019). For the Sake of Allah, The Origin, Development and Discourse of the Gülen Movement, Clifton NJ, USA: Blue Dome Press.

[3] Gülen, M. F. (1979a). “Bizim Maarifimiz 1” Çağ ve Nesil 1: Çağ ve Nesil, İstanbul: Nil Yayınları, 113-121.

[4] Altın, M.E. (2022). “Ders Dışı Eğitim Faaliyetleri ve Hizmet Okulları”, Çağlayan, Ağustos 2022.

[5] Tittensor, D. (2014). The House of Services: The Gülen Movement and Islam’s Third Way, Oxford: Oxford University Press.

[6] Altın, M.E. (2020). Internationalization Through Localization: Gülen Inspired Schools, Düsseldorf, Dr. Kovac Verlag, 243- 249.

[7] WERTvolle Schulen, https://www.wertvolleschulen.de/

Bu yazıyı paylaş