İnsan, dünyaya gözünü açtığı andan itibaren etrafında olup biteni anlamaya çalışan ve yeni şeyler keşfetmeye meraklı bir varlıktır. Misafir edildiği bu sırlı kâinattaki yolculuğu, bazen hiç tahmin etmediği bir anda, kalbine ilham edilen tek bir soruyla, bambaşka bir yöne çevrilir. 1995 yılında, Hamburg’daki büyük bir matematik konferansında Rus matematikçi Vladimir Arnold, çoğu geometrik şeklin dört veya daha fazla denge noktası olduğunu gösteren bir konuşma yaptı (Mesela bir küpün altı kararlı ve sekiz kararsız denge noktası vardır). Konferansın ardından, genç bir Macar mühendis olan Gabor Domokos ile acaba daha az denge noktasına sahip homojen ve dışbükey bir cismin var olup olamayacağını sorguladılar. Çok basit gibi görünen bu soru aslında, bilim dünyasında o ana kadar varsayılan prensiplerin aksine, matematik ve fizik açısından daha önce hiç modellenmemiş bir örneğin bulunabilme ihtimalini tetiklemişti. Arnold, çoğu cismin en az dört denge noktasına sahip olabileceği şeklindeki yaygın görüşün aksine, bu sayının daha az olabileceği homojen yapıda geometrik bir şeklin bulunabileceğini düşünüyordu. Domokos’a fısıldanan bu ilham, bir varsayımdan çok daha ötelere uzanacak ve on yıl boyunca sürecek uzun ama heyecanlı bir arayışın fitilini ateşleyecekti.
Tüm içeriği görmek için lütfen giriş yapınız ya da abone olunuz.
Abone Ol