Sarı duvarlı, Hasretten çalma şu evlerde, Meselen gurbetse; Gölgene bile ak düşmüş, demektir. Şu çıkmazlığın sokaklarında, Anılar… Anılar ki Beton gibi geçer canevinden. Düşünmek; Hele
Gel, annemin hazin hâli; Yüreğimi mekân eyle! Tükenmesin hiç mecali, Sen derdini bana söyle! Bilirim, gülmez analar; Gözleri hep buğuludur. “Evlat!” diyerek yanalar, Gönülleri gam
Bir eylül sessizliğiydi adım, Yere düşen her yaprakta kaybolan; Altın sarısı, bazen kızıla çalan… Yorgunluğu hafifliğinde gizli, Rüzgârlarla savrulan Narin bir yaprak! Bir eylül dinginliği
Annem, “gücük” derdi şubat ayına. Halk ağzındaki kullanımıyla gücük, kısa demekti. Uzun bir yolculuğa çıkışımız, kısa sandığımız bu ayın ilk günü başlamıştı. Günleri ardı ardına